AVRUPA EKOSİSTEMİNDE GÜÇLÜ KONUM

Avrupa enerji ekosisteminde konumlanan yatırımlarımız, finansal mühendislik, uluslararası mevzuat yönetimi ve sürdürülebilirlik odaklı stratejilerle güçlendirilmiş bir yapıya sahiptir. Gerek Romanya’da yürüttüğümüz EPC süreçleri, gerek İtalya’da devreye aldığımız GES yatırımları, gerekse Orta Avrupa’da geliştirdiğimiz yeni nesil enerji verimliliği projeleri, Türk sanayi ve yatırımcılarının Avrupa’da daha görünür, daha rekabetçi ve daha güvenilir bir konuma yükselmesini sağlamaktadır.

Firmamızın Avrupa’daki operasyon modeli üç temel sütuna dayanıyor: teknik due diligence, finansal yapılandırma, yatırımcı ilişkileri ve pazar genişletme. Bu yaklaşım, projelerin sahada problemsiz ilerlemesine katkı sağlarken, yatırımcıya da güvenilir bir çerçeve sunuyor. Avrupa Birliği iklim politikaları, fon mekanizmaları ve ülke bazlı teşvik yapıları dikkate alındığında, bu disiplinli yaklaşım rekabet avantajımızı perçinliyor.

Operasyon Modelimizin Üç Temel Sütunu

  1. Teknik Due Diligence
  2. Finansal Yapılandırma
  3. Yatırımcı İlişkileri & Pazar Genişletme

KÜRESEL AĞIMIZ

ROMANYA PROJELERİ

Güven Tabanlı Yatırım  Ekosistemi

Romanya’da devam eden projelerimiz, yerel bankalar, finans kuruluşları ve enerji otoriteleriyle kurduğumuz güvene dayalı iletişim sayesinde güçlü bir ekosistem yaratmış durumda. Gerek banka hesap açılış süreçleri, gerek şirket yapılandırmaları, gerekse EPC’nin hukuki ve teknik alt hazırlıkları; yatırımcılarımız için sürdürülebilir bir yatırım iklimi oluşturuyor. Özellikle güneş enerjisi projelerinde uyguladığımız “yatırımınız için teminat mektubu sağlama” modeli, Avrupa’da Türk yatırımcısına verilen güven duygusunun açık bir göstergesi haline geldi.

Romanya’da Yatırım Avantajları

Romanya, güçlü ekonomik yapısı ve politik istikrarı ile yatırımcılar açısından güven veren bir ortam sunmaktadır. Ülkenin Avrupa Birliği ile uyumlu ekonomik ve enerji politikaları, yatırım süreçlerinde öngörülebilirliği artırmakta ve uzun vadeli planlama yapılabilmesine olanak sağlamaktadır.

Romanya’nın yatırım yapılabilir kredi notuna sahip olması ve AB mevzuatıyla uyumlu enerji politikalarını benimsemesi, yatırımcılar için düzenleyici istikrar ve sürdürülebilir bir ekonomik çerçeve oluşturmaktadır. Bu yapı, özellikle enerji sektöründe faaliyet göstermek isteyen yatırımcılar için uzun vadeli güven ortamı sağlamaktadır.

Yenilenebilir enerji alanında Romanya, NECP ve REPowerEU çerçevesinde güneş enerjisi yatırımlarını stratejik öncelik olarak belirlemiştir. Ülke, yenilenebilir enerji üretimini teşvik eden tarifeler, yatırım destekleri ve finansman mekanizmaları ile sektörü aktif biçimde desteklemekte ve kurulum süreçlerinin hızlandırılmasını hedeflemektedir.

Romanya’da yatırım güvenliği, Avrupa Birliği normlarına uygun enerji piyasası düzenlemeleri ve yatırımcıya sağlanan yasal güvencelerle desteklenmektedir. Elektrik piyasasında uygulanan uzun vadeli enerji alım anlaşmaları (PPA) ve şeffaf lisans süreçleri, yatırım riskini önemli ölçüde azaltarak yatırımcılar için güvenli ve öngörülebilir bir piyasa ortamı yaratmaktadır.

Neden Romanya? Neden Şimdi?

Romanya, Doğu ile Batı Avrupa arasında stratejik bir geçiş noktası olması ve yüksek ihracat potansiyeli sayesinde yatırımcılar için önemli fırsatlar sunmaktadır. 2025 yılının ilk yarısında yaklaşık 1 GW yeni kurulumla toplam 7 GW kurulu güce yaklaşılacağına dair raporlar, ülkenin enerji sektöründe hızlı bir büyüme sürecinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca Batı Avrupa ülkelerine kıyasla geliştirme maliyetlerinin daha düşük olması; arsa ve işçilik giderlerinin nispeten uygun seviyelerde bulunması, Romanya’yı rekabetçi bir yatırım pazarı haline getirmektedir.

Mevcut dönemde yatırım yapılmasını cazip kılan en önemli unsurlardan biri, Avrupa Birliği’nin 2030 yılı yenilenebilir enerji hedeflerinin güncellenmesi ve bu doğrultuda artan politika baskılarıdır. REPowerEU ve Recovery fonları kapsamında sağlanan hızlandırılmış yatırım ve destek paketleri, projelerin finansman ve uygulama süreçlerini kolaylaştırmaktadır. Bunun yanında EBRD, EIB ve ticari bankalar gibi finansman aktörlerinin piyasaya güçlü girişleri, büyük ölçekli finansman paketlerinin aktif biçimde kullanılmasını mümkün kılmaktadır.

Geliştiriciler açısından bakıldığında; uygun arsa ve bağlantı kapasitesine dayalı stratejik planlama, uzun vadeli enerji alım anlaşmaları (PPA) ve Avrupa Birliği destekli enerji depolama (BESS) mekanizmalarıyla entegre gelir modelleri önemli avantajlar sağlamaktadır. Romanya’nın ulusal enerji planı ve şebeke bağlantı takvimiyle uyumlu proje geliştirme yaklaşımı, rekabetçi ve ölçeklenebilir güneş enerjisi proje portföylerinin oluşturulmasına olanak tanımaktadır.

Pazarın Bugünkü Durumu

2025 yılının ilk altı ayında yaklaşık 900 MW ile 1 GW arasında yeni kapasite artışı gerçekleşmesi beklenmektedir. Mevcut durumda Romanya’da toplam kurulu güneş enerjisi (PV) kapasitesi yaklaşık 6 GW seviyesine ulaşmıştır. 2025–2030 döneminde pazarın yıllık bileşik büyüme oranının (CAGR) %14,74 civarında olacağı öngörülmekte olup, bu durum sektörün orta vadede güçlü bir büyüme eğilimini sürdüreceğine işaret etmektedir.

Şebeke önceliği elde etmek amacıyla hibrit ve depolama entegreli projeler stratejik önem taşımaktadır. Romanya’da batarya depolama kapasitesi henüz sınırlı düzeydedir. Depolama içeren projeler, şebeke operatörü Transelectrica tarafından daha hızlı kabul görmekte ve izin süreçlerinde avantaj sağlamaktadır. Bu çerçevede, güneş enerjisi santrali ile batarya depolama sistemini birlikte içeren projeler, yatırımcılar açısından rekabet üstünlüğü yaratmaktadır.

Büyük ölçekli projelerde bağlantı yoğunluğunun yüksek olması nedeniyle, küçük ve orta ölçekli arazi projelerine yönelmek daha rasyonel bir strateji olarak değerlendirilmektedir. Özellikle 20–50 MW aralığındaki projeler, hem onay süreçlerinin daha hızlı ilerlemesi hem de finansmana erişimin daha kolay olması sebebiyle yatırımcılar açısından daha uygulanabilir bir model sunmaktadır.

Karlılık ve Finansal Avantajlar

Romanya elektrik piyasasında ortalama satış fiyatı yaklaşık €0,10/kWh seviyesinde olup bu değer Avrupa ortalamasının üstünde yer almakta ve yatırımcılar açısından güçlü gelir potansiyeli yaratmaktadır. Yüksek elektrik fiyatları, yenilenebilir enerji projelerinin finansal sürdürülebilirliğini destekleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkmaktadır.

Romanya’da 1 MW kurulu güce sahip bir güneş enerjisi santrali (GES), yıllık ortalama €120.000 ile €200.000 arasında gelir sağlayabilmektedir. Bu gelir seviyesi, projelerin istikrarlı nakit akışı üretmesine olanak tanımakta ve yatırımın geri dönüş süresini kısaltmaktadır. Mevcut piyasa koşullarında 1 MW’lık bir GES yatırımının yaklaşık 6 yıl içinde kendini amorti etmesi öngörülmektedir.

Finansman erişimi bakımından Romanya, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat (Green Deal) çerçevesindeki fonlarından yararlanabilen ülkeler arasında yer almaktadır. Yeşil enerji yatırımlarına yönelik finansman programları, yatırımcıların uygun koşullarla krediye erişimini kolaylaştırmakta; uzun vadeli enerji alım anlaşmaları (PPA) ise sabit gelir yapısı oluşturarak finansal riskleri azaltmaktadır. Bu destek mekanizmaları, projelerin bankalar ve yatırım fonları nezdinde daha güçlü bir finansal profil sunmasını sağlamaktadır.

İTALYA PROJELERİ

GES, Depolama ve Hibrit Sistemler

İtalya’da GES projelerimizle birlikte, çatısal uygulamalardan arazi GES’lerine, enerji depolamadan hibrit çözümlere kadar geniş bir yelpazede yatırım modelleri geliştiriyoruz. İtalya’nın yenilenebilir enerjiye verdiği öncelik ve bürokratik süreçlerin doğru yönetilmesi, firmamızı bölgede stratejik bir çözüm ortağı olarak konumlandırdı. Ülkede enerji dönüşümüne katkı sağlayan her yeni proje, Türk mühendisliğinin ve kurumsal yaklaşımımızın sahadaki kalitesini daha görünür kılıyor.

İtalya’da Yatırım Avantajları

Güçlü Ekonomi ve Politik İstikrar

İtalya, Avrupa Birliği’nin en büyük ekonomilerinden biri olarak yüksek kredi kapasitesi, gelişmiş finans sistemi ve uzun vadeli kamu destek mekanizmaları sayesinde yatırımcılar için güçlü ve öngörülebilir bir ekonomik ortam sunmaktadır. Ülkenin köklü sanayi altyapısı ve Avrupa pazarına entegre yapısı, özellikle enerji ve altyapı yatırımları açısından sürdürülebilir büyüme potansiyeli yaratmaktadır.

Yenilenebilir enerji alanında İtalya, hem Avrupa Birliği fonları hem de ulusal teşvik programları aracılığıyla yatırımcıyı aktif biçimde desteklemektedir. Devlet destekli yatırım mekanizmaları, hibeler ve uzun vadeli teşvik programları, projelerin finansal yükünü azaltmakta ve yatırım süreçlerini hızlandırmaktadır. Bu destekler, enerji dönüşüm hedefleri doğrultusunda özel sektör yatırımlarını teşvik eden stratejik bir çerçeve sunmaktadır.

İtalya’daki yatırım ortamı, siyasi istikrar, güçlü bankacılık sistemi ve yatırımcı haklarını koruyan düzenleyici yapı ile desteklenmektedir. Bu unsurlar, uzun vadeli projelerde risk seviyesini düşürmekte ve uluslararası yatırımcılar için güvenilir bir piyasa zemini oluşturmaktadır.

Neden İtalya? Neden Şimdi?

İtalya, 40 GW’ın üzerindeki kurulu güneş enerjisi kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük fotovoltaik pazarlarından biri konumundadır. Teşvik mekanizmalarından bağımsız olarak da devam eden güçlü elektrik talebi, sektörün doğal büyüme dinamiklerini desteklemekte ve yatırımcılar için sürdürülebilir bir piyasa yapısı oluşturmaktadır.

2030 yılı hedefleri doğrultusunda İtalya’nın yaklaşık 79 GW fotovoltaik kapasiteye ulaşması öngörülmektedir. Bu kapsamda şebekeye yönelik 23 milyar avroyu aşan altyapı yatırımları ve büyük ölçekli enterkonnektör projeleri planlanmakta olup, enerji iletim kapasitesinin artırılması hedeflenmektedir. Bu gelişmeler, yeni projelerin sisteme entegrasyonunu kolaylaştıracak stratejik bir dönüşüm sürecine işaret etmektedir.

Geliştiriciler açısından bakıldığında; uygun saha seçimi, uzun vadeli enerji alım anlaşmaları (PPA) ve batarya depolama sistemleri (BESS) ile desteklenen gelir modelleri, rekabetçi ve ölçeklenebilir bir proje portföyü oluşturulmasına olanak tanımaktadır. Terna’nın şebeke planlama takvimiyle uyumlu proje geliştirme yaklaşımı, yatırım süreçlerinde öngörülebilirliği artırmakta ve operasyonel riskleri azaltmaktadır.

İtalya’da güneş enerjisi yatırımları, güvenilir getiri potansiyeli ile sürdürülebilir enerji dönüşümünü bir araya getiren stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkmaktadır. Bu yapı, yatırımcıya hem finansal istikrar hem de Avrupa’nın enerji dönüşümüne katkı sağlama imkânı sunmaktadır.

Pazarın Bugünkü Durumu

İtalya, 2025 yazı itibarıyla 40 GW’ı aşan kurulu güneş enerjisi kapasitesiyle Avrupa’nın en hızlı büyüyen fotovoltaik pazarlarından biri konumundadır. 2024 yılında yaklaşık 6,8 GW yeni kurulum gerçekleştirilmiş olup 2025’in ilk yarısında da büyüme ivmesi devam etmiştir. Bu gelişme, ülkenin enerji dönüşüm sürecinde güçlü ve sürdürülebilir bir genişleme dönemine girdiğini göstermektedir.

Ülke genelinde 2 milyondan fazla fotovoltaik sistem aktif olarak işletmede bulunmaktadır. Konut ve çatı uygulamalarının yanı sıra ticari ve şebeke ölçekli projeler de hız kazanmakta; pazar, hem dağıtık üretim hem de büyük ölçekli yatırımlar açısından dengeli bir büyüme sergilemektedir.

Fotovoltaik ve özellikle batarya teknolojilerindeki maliyet düşüşü, olağanüstü teşvik mekanizmaları olmaksızın dahi talebin canlı kalmasını sağlamaktadır. Bu durum, piyasanın yapısal olarak olgunlaştığını ve yatırımcılar açısından uzun vadeli sürdürülebilirlik sunduğunu göstermektedir.

2030 Ufku: Politika ve Hedefler

İtalya’nın Ulusal Enerji ve İklim Planı (PNIEC) kapsamında 2030 yılı için yaklaşık 79,2 GW fotovoltaik kapasite hedefi belirlenmiştir. Bu hedef, mevcut kapasiteye kıyasla yaklaşık 57 GW’lık ek büyüme anlamına gelmektedir. Elektrik üretiminin %65’inin yenilenebilir kaynaklardan sağlanması ve nihai enerji tüketiminde yenilenebilir payının %40’a çıkarılması planlanmaktadır.

Bölgesel planlamalar kapsamında, güneş ve yenilenebilir enerji yatırımlarına uygun alanların belirlenmesi süreci devam etmekte olup özellikle Sicilya ve Lombardiya bölgelerinin yüksek katkı sağlaması beklenmektedir. Tarım arazilerinde agrivoltaik uygulamalara yönelik düzenlemeler de devreye alınarak arazi kullanımında yeni bir yatırım modeli oluşturulmaktadır.

2024–2028 dönemini kapsayan FER2 teşvik çerçevesi, yenilikçi ve düşük etkili teknolojilere yaklaşık 4,6 GW’lık destek öngörmektedir. Bu mekanizma, 100–300 €/MWh bandında tarifeler ve kademeli azaltım kurallarıyla piyasa disiplinini korurken yatırım güvenliğini de desteklemektedir.

Terna’nın 2025–2034 dönemine ilişkin yaklaşık 23 milyar avroluk iletim yatırımı planı; Tyrrhenian Link, Adriatic Link ve İtalya–Tunus enterkonneksiyon projeleriyle şebeke kapasitesinin güçlendirilmesini hedeflemektedir. Dijitalleşme ve altyapı modernizasyonu sayesinde rüzgâr ve güneş enerjisinde +65 GW’lık ek entegrasyon potansiyeli öngörülmektedir.

Karlılık ve Finansal Avantajlar

İtalya elektrik piyasasında ortalama satış fiyatları yaklaşık €0,10/kWh seviyesinde seyretmekte olup Avrupa’nın yüksek fiyatlı pazarları arasında yer almaktadır. Bu durum, güneş enerjisi projeleri için güçlü ve öngörülebilir bir gelir zemini oluşturmaktadır.

1 MW kurulu güce sahip bir güneş enerjisi santralinin yıllık ortalama €170.000–€200.000 gelir üretmesi mümkündür. Mevcut piyasa koşullarında yatırımların yaklaşık 6 yıl içinde geri dönüş sağlaması beklenmektedir. Bu finansal yapı, projelerin nakit akışı açısından istikrarlı ve yatırımcı dostu bir profil sunduğunu göstermektedir.

Finansman tarafında %4,0–%4,5 bandında uzun vadeli kredi imkânları ve 12–15 yıla kadar vade seçenekleri mevcuttur. LTV oranlarının %65–75 seviyelerinde olması, projelerin banka finansmanı açısından yüksek kabul edilebilirliğe sahip olduğunu göstermektedir.

Avrupa Birliği Green Deal fonları ve yeşil kredi mekanizmaları, yatırımcıların uygun koşullarda finansmana erişimini kolaylaştırmaktadır. Uzun vadeli enerji alım anlaşmaları (PPA) ise sabit gelir yapısı sağlayarak finansal riskleri azaltmakta ve projelerin yatırım yapılabilirliğini güçlendirmektedir.

ORTA AVRUPA PROJELERİ

Almanya – Macaristan – Balkanlar

Avrupa Enerji Stratejimizin Odağı

Avrupa genelinde enerji yatırımlarımızın temel odağı; karbon nötr politikalar, sürdürülebilir enerji arz güvenliği, AB yeşil mutabakatı, uygun maliyetli EPC çözümleri, yatırımcı dostu finansman modelleri ve yerinde yönetim stratejileridir. Bu doğrultuda, hem mevcut projelerimizi büyütüyor hem de yeni fırsat alanları yaratıyoruz. Yatırımcılarımızın önünü açan, onları koruyan, bölgesel riskleri minimize eden bu yaklaşım, her ülkede aynı kalite standardıyla yürüttüğümüz kurumsal disiplinin bir yansımasıdır.

Orta Avrupa’da – özellikle Almanya, Macaristan ve Balkan ülkelerinde – yürüttüğümüz iş geliştirme faaliyetleri ise pazar çeşitliliği açısından büyük fırsatlar sunuyor. Almanya’da artan çatı GES talepleri, Macaristan’da teşvikli güneş enerjisi mekanizmaları ve Balkan coğrafyasındaki uygun yatırım maliyetleri, önümüzdeki beş yıllık planlamamızda önemli bir yer tutuyor. Bu bölgelerde teknik çözüm kabiliyetlerimizin yanında, Türk ihracatçılarının Avrupa pazarına erişimini güçlendirecek bir altyapı da oluşturuyoruz.

Yeni Dönem Stratejimiz: Üç Adım

Önümüzdeki dönemde Avrupa’da üç ana alanda daha agresif bir iş geliştirme stratejisi izliyoruz:

  1. Yeni pazar girişleri ve lokal ortaklık modelleri,
  2. Depolama, hibrit enerji sistemleri ve güç optimizasyonu yatırımları,
  3. Türk yatırımcıları için güvenli ve ölçeklenebilir yatırım paketlerinin genişletilmesi.

     

Stratejik Bir Yol Haritası

Avrupa’daki yatırımlarımız bir proje listesinden çok daha fazlasını ifade ediyor: Güven inşa eden, enerji dönüşümüne yön veren, Türk yatırımcısının dış pazarda konumunu güçlendiren stratejik bir yol haritası… Önümüzdeki dönemde hem mevcut projelerimizin kapasitesini büyütmeye hem de Avrupa’nın yeni enerji politikalarında aktif rol oynamaya devam edeceğiz. Yatırımcılarımız açısından baktığımızda, sunduğumuz teminat yapıları, finansal koridorlar ve teknik güvence mekanizmaları sayesinde her bir proje, Avrupa’da uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yatırım fırsatına dönüşüyor.

Orta Avrupa’da Güneş Enerjisi Yatırımı

Güçlü Ekonomi, Yatırım Güvencesi ve AB Uyum Çerçevesi

Orta Avrupa, Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu düzenleyici yapı, güçlü finans ekosistemi ve artan elektrik talebi sayesinde yenilenebilir enerji yatırımları için öngörülebilir bir zemin sunar. Almanya gibi olgun pazarlarda ölçek ve finansman derinliği öne çıkarken; Macaristan ve Balkan ülkeleri daha hızlı büyüyen pazar yapılarıyla rekabetçi CAPEX ve yeni proje alanları oluşturur.

AB fonları, yeşil finansman mekanizmaları ve ulusal teşvik çerçeveleri; proje geliştirme süreçlerini hızlandırır, sermaye maliyetini düşürür ve yatırımın bankalanabilirliğini artırır. Bölgenin enterkonnekte elektrik piyasası yapısı da uzun vadeli gelir modelleri (PPA, CfD/ihale, hibrit kurgu) için önemli bir avantajdır.

Neden Orta Avrupa? Neden Şimdi?

Almanya, Avrupa’nın en büyük güneş pazarlarından biri olarak hızlı kapasite artışını sürdürmektedir. 2025 sonu itibarıyla Almanya’da kurulu güneş gücünün 117 GW seviyesine ulaştığı ve 2030 için hedefin 215 GW olduğu raporlanmaktadır.

Macaristan, son yıllarda hızla ölçeklenen güneş yatırımlarıyla bölgenin dikkat çeken pazarlarından biridir. Macaristan’ın güncellenen NECP senaryolarında 2030’a giderken PV kapasitesinin yaklaşık 12 GW bandına yükselmesi öngörülmektedir.

Balkanlar (Güneydoğu Avrupa) tarafında ise şebeke modernizasyonu ve yeni kapasite ihtiyacı, yatırım akışını desteklemektedir. Bölgedeki bazı pazarlarda güneş penetrasyonu arttıkça gün içi fiyat dinamikleri ve şebeke kısıtları daha görünür hale gelmektedir; bu da doğru lokasyon ve gelir modelinin önemini artırır.

Pazarın Bugünkü Durumu

Orta Avrupa’da güneş enerjisi pazarı iki paralel büyüme hattı üzerinden genişliyor:

  • Olgun pazarlar (Almanya): büyük ölçekli proje geliştirme, kurumsal PPA’lar, depolama entegrasyonu ve hızlı izin/ihale süreçleriyle derinleşen bir piyasa.

  • Hızlı büyüyen pazarlar (Macaristan & Balkanlar): şebeke yatırımları, yeni kapasite ihtiyacı ve rekabetçi proje maliyetleri ile ivmelenen bir genişleme.

Teknoloji maliyetlerindeki düşüş ve depolama yatırımlarının artması, olağanüstü teşvikler olmadan da projelerin yatırım yapılabilirliğini güçlendirir.

2030 Ufku: Politika, Şebeke ve Depolama

Bölge genelinde 2030’a giderken üç ana tema öne çıkmaktadır:

  1. Hızlı kapasite artışı ve hedefler: Almanya’nın 2030 hedefi 215 GW PV seviyesindedir.

  2. Depolama (BESS) ve hibrit projeler: Piyasadaki fiyat dalgalanmalarını yönetmek ve şebeke kısıtlarını azaltmak için depolama yatırımları kritik hale gelmiştir.

  3. Şebeke ve enterkonneksiyon: Yeni bağlantılar, dijitalleşme ve iletim yatırımları; yeni projelerin entegrasyonunu kolaylaştıran temel unsur olmaya devam etmektedir.

Gelir Modelleri: PPA, İhale/CfD ve Hibrit Kurgu

Orta Avrupa’da projeler genellikle şu gelir modelleriyle yapılandırılır:

  • Kurumsal PPA: Orta–uzun vadeli gelir görünürlüğü sağlar, finansmanı kolaylaştırır.

  • İhale/CfD (ülkeye göre değişir): fiyat istikrarı ve bankalanabilirlik sağlar (özellikle gelişmekte olan pazarlarda).

  • Merchant + BESS: yüksek güneş penetrasyonlu pazarlarda gelir optimizasyonu için depolama ile desteklenen model.